AĞAÇLAR

Ağaçlar

Ahlat

Dikenli bir çalı veya boyu 6 m’ye kadar ulaşan bir ağaççıktır. Genç sürgünleri başlangıçta beyaz yoğun tüylere sahiptir, ancak ilerleyen zamanlarda çıplaklaşır. Yapraklar dar mızraksıdır veya yuvarlaktan ters yumurtamsıya değişim gösterir. Aya 2,5-5(-7) × 1-2(-3) cm boyutlarındadır. Yapraklar sapsız ya da 2 cm ye kadar kısa saplıdır. Kenarları tamdır veya ayanın uç kısmına yakın her iki tarafında da ince dişler bulunabilir. Yaprağının alt yüzü başlangıçta yoğun beyaz tüylerle kaplıyken zamanla dökülür ve çıplaklaşır. Yaprağın üst kısmı yeşilimsi iken alt yünsü mumsu bir görünüm kazanır. Yaprak tabanı yuvarlak veya çarpıktır. Yayılış gösterdiği yere bağlı olarak mart, nisan, ve mayıs aylarında çiçeklenir. Çiçek kurulu çok miktarda çiçek barındırır ve yoğun tüylüdür. Çiçekler beyaz renklidir ve 2-2,5 cm çapındır. Sapları 2 cm ye kadar uzar. Meyveleri 2-3 cm çapında, sarımsı yeşil, çanak yapraklar kalıcı ve küremsi biçimlidir. Meyve sapı 2-3 cm kadardır ve şiş- kindir (Browicz, 1972o). Türün ülkemizde yetişen 2 varyetesi bulunur.

Akçaağaç

35 m’ye kadar boylanabilen bir ağaçtır. Doğu çınarı ile batı çınarının doğal bir hibridi (P.orientalis x P.occidentalis) olarak kabul edilmektedir. Londra çınarı da denir. Gövde kabukları büyük levhalar halinde dökülür. Genç sürgünleri sık kahverengi tüylüdür. Yaprakları 3-5 loblu, 12-25 cm genişliğinde ve alt yüzleri tüysüzdür. Loplar üçgen şeklinde, kenarları kaba dişli veya tamdır. Orta lop taban genişliğinden çok az uzundur. Yaprak tabanı düz veya yuvarlak-yürek şeklinde, yaprak sapı 3-10 cm uzunluğundadır. Kulakçıklar yürek şeklindedir. Küre şeklindeki meyve kurulları 2,5 cm çapında, çoğunlukla 2’li gruplar halinde, nadiren de 1 veya 3 tanesi bir arada bulunur. Tüylü nukslardan oluşan bileşik meyveler olgunlaştığında dağılırlar.

Akasya

Çok değişik biçimleri bulunan akasyanın çiçekleri genellikle sarı, bazen beyaz ya da kırmızı renkte, başak ya da toparlak baş biçimindedir; erkek organlar çok sayıda ve çıkıntılıdır. Meyve baklamsıdır. Yapraklar, kimisinde tüysü bileşik, kimisinde, özellikle Avustralya'da yetişen türlerin çoğunda yeşil lam halinde yaprak sapı biçimindedir; bu da onlarda terlemeyi önemli ölçüde azaltır. Acaciaheterophylla türündeyse bu özelliklerin tümünün bir arada görülür.

Birçok akasya türü (en başta A.decurrens, gümüşi akasya (A. dealbata), A.baileyana, A.longifolia) bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir.

"Kadıhindi" denen bir madde, Çin'de ve Birmanya'da A.catechunun odununun suda kaynatılmasıyla hazırlanır. Kadıhindi deri sepelemesinde, kumaş boyamada ve tıpta kullanılır. Akasyanın bazı türleri ise, özellikle A.arabica ve A.senegal, hücre erimesiyle oluşan ve halk arasında "arap zamkı" adıyla anılan bir zamk verir. Tanen bakımından zengin olan akasya kabukları dericilikte kullanılır. Akasyanın Afrika'nın Sahel ve Sudan - Sahel bölgelerinde yetişen bazı türlerinin yaprakları ve badıçları geviş getiren hayvanlarca yenir. İki akasya türünde karınca toplulukları barınır.

Ardıç

Ardıç, servigiller (Cupressaceae) familyasından Juniperus cinsine ait iğne yapraklı ağaç ve çalı formundaki taksonların ortak adıdır. Ardıç ağacı; ancak ardıç kuşunun - ardıç tohumunu yemesi ve tohumun kuşun midesindeki enzimlerle birleşmesi sonucunda, dışkısının düştüğü yerde çıkabilen  bir mucize ağaçtır.

Ardıç ağacının kutsallığı Anadolu’da Sivas, Elazığ, Siirt, Tunceli, Adıyaman, Erzurum gibi illerde çok daha değerlidir. Bozkırın ortasında bir yeşil alan görürseniz bilin ki ardıç ormanıdır. Ardıca verilen değer Anadolu’ya verilen değerle eşdeğerdir.

Anadolu uygarlıklarında ardıç ağaçları, çürümeye,  kurtlanmaya, suya dayanıklılığı, yüksek enerjiye ve ses iletimine sahip olmaları nedeniyle, konut, kuyu, sarnıç, ambar inşasında, bahçe çitlerinde, müzik aleti yapımında, demir atölyelerinde, ısınmada ve keçilerin beslenmesinde kullanılmıştır. Ayrıca, ardıç tohumları pek çok hastalığın tedavisinde bitkisel ilaç olarak ve yemeklere koku ve tat vermek amacıyla kullanılır. Kullanım alanının genişliği, ardıç ormanlarının hızla azalmasına neden olmuştur. Bu nedenle ardıçların tohumdan yığınsal üretiminin gerçekleştirilmesi için son yıllardaki araştırmalar artmıştır.

Dişbudak

Dişbudak, zeytingiller familyasının Fraxinus cinsini oluşturan türüne göre maksimum boyu 10-30 m arasında değişebilen dolgun ve düzgün gövdeli yuvarlak tepeli ağaç türlerinin ortak adı. Genellikle sulak ya da derin toprağa sahip yerlerde bulunurlar. Yaprak döken veya bazen herdem yeşil ağaç veya çalı formunda olabilirler.

Yaprak: Tek tüysü yapraklar karşılıklı veya bazen dalların ucunda sarmal dizilişlidir. Yaprak ve yaprakçık sapı tabanı çoğu kez kalınlaşmıştır.

Çiçek: Bileşik salkımlı çiçek kurulu uçta veya sürgünün ucundaki koltuktan ya da önceki yılın yan sürgünlerinden gelişir. Brahteler ince uzun mızraksı olup geçicidir veya bulunmaz. Küçük çiçekler, erdişi, bir eşeyli veya çok eşeylidir. Kaliks 4 dişli veya düzensiz loplu bazende bulunmaz. Korolla beyaz sarımsı 4 loplu, dip kısmı bölünmüştür veya bulunmaz. 2 stamenkorollanın dibine gömülmüştür. İplikçikler kısa olup çiçekler tam olarak açılınca dışarıya çıkar.

Meyve: Tohumlu taslağı 2 yumurtalık gözlü sarkıktır. Boyuncuk kısa; tepecik 2 yarıklıdır. Meyve uçtaki kanadı uzamış bir kanatlı meyvedir. (samara) Tohumlar genellikle tekli yumurtamsı-dikdörtgen biçimindedir.

Erguvan

Çoğunlukla 2-10 m ye kadar boylanan boylu çalı veya ufak bir ağaçtır. Genç sürgünler kırmızı esmer renktedir. 5-10 cm çapındaki yapraklar hemen hemen daire şeklinde ve tam kenarlıdır. Yaprağın dip tarafı yürek gibi oyuk, tepeleri ise yuvarlaktır. Her iki yüzü de tüysüzdür. Üstü koyu yeşil, alt yüzü mavimsi yeşildir. Çiçeğinin kendisine has gayet güzel açık pembe ile mor arası ‘erguvani’ bir rengi vardır. Geçen yıllara ait dallar üzerinde çiçeklerinin 10 tanesi bir araya gelerek kısa salkım halinde kurullar oluştururlar. Çiçek açma zamanı genellikle nisan-mayıs aylarıdır. Kırmızı-kahverengindeki olgun bakla meyveler ince ve yassıdır. Bakla içinde çok sert kabuklu, mercimek gibi yassı 6-15 adet tohum vardır (Chamberlain ve Yaltırık, 1970; Kayacık, 1982). Ülkemizde doğal olarak yetişen 2 alttürü vardır.

Fıstık Çamı

Gençken yuvarlak, yaşlı halde dağınık şemsiye gibi bir yapıya sahiptir. Gençken kuvvetli büyür. 20-25 m. boy yapar. Düzgün bir gövdeye ve bu gövdeden dik olarak çıkan yatay duruluş dallara sahiptir. İğne yaprakları parlak açık yeşil renkli, 10-20 cm uzunlukta ve uç kısmı sivridir. kozalakları kestane renginde, yumurtamsı veya yuvarlak 10-15 cm uzunluk, 6-10 cm genişlikte, çok kısa saplı ve genellikle reçinelidir. Tek veya iki tanesi karşılıklı dizilmiştir. Tohumları sert, soluk kırmızı, uzunca ters yumurta biçiminde, oldukça büyük ve 3. yıl da olgunlaşır.

Toprak istekleri bakımından çok seçici olmaza da geçirgen kumlu,gevşek toprakları severler. Işık ağacı olup gençlikte hızlı büyür ve derine giden kazık kök sistemine sahiptir. Ağrılıkla 0-900 m aralığında Başta Ege Bölgesi olmak üzere Marmara, Akdeniz bölgelerinde geniş yayılış gösterir. Rutubet isteği fazladır. Özellikle Temmuz-Ağustos aylarında su açığı olmamalıdır. Kısa süreli donlara karşı dayanıklı olmasına rağmen etkilenir. Atmosforik kirliliğe ve yeraltı sularındaki tuzlulaşmaya karşı duyarlıdır. Yangın sonrası sürgün verme kapasitesi yüksektir.

Huş

Huş, huşgiller (Betulaceae) familyasının Betula cinsinden ağaç veya ağaççıklara verilen addır. Anadolu’nun bizlere sunduğu doğal zenginliklerden biri de huş ağacıdır. Huş ağacı kuzey ve ılıman kuzey bölgelerinde yetişir. Örümcek ağı gibi ince dalları ve beyaz kabuğuyla huş ağacı özellikle kışın güzel bir görüntü verir. Tüm Avrupa, Kafkasya, Doğu Anadolu, Kuzey Irak, Kuzeybatı İran ve Sibirya, salkım huşun doğal yayılış alanıdır. Türkiye'de Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu'da, Nemrut Dağı krateri içerisinde, Tunceli, Ovacık, Munzur Vadisi, Artvin, Ardanuç, Erzincan, Erzurum, Muş, Gümüşhane ve Kars dolaylarında 1.800-3.000 metre yükseltilerde yetişir. Anadolulu şairimiz Cahit Koytak’ın “Huş Ağacı Hakkında Bilgi Topluyorum” isimli bir şiiri bulunur.

Huş ağacının kabuğundan, yapraklarından, tomurcuklarından ve püsküllerinden infüzyon ve dekoksiyon yolu ile faydalanılır. En önemli özelliği, bedendeki sıvı birikimlerini (ödemleri) böbrekleri yormadan veya tahriş etmeden çözebilmesidir. Geleneksel olarak vücut sıvı dengesini korumak, ağrı ve acıları gidermek amacıyla kullanılır. Yapraklarından yapılan çay da, gut hastalığına iyi gelir.

İğde

Yaklaşık 6 m’ye kadar boylanabilen, kışın yaprağını döken kısa boylu dioik ağaçlardır. Sürgünleri bazen dikenlidir. Genç sürgünleri gümüşi pullu iken yaşlı sürgünleri parlak kırmızı-kahverenginde ve çıplaktır. Yaprakları mızrak şeklinde 2,5-9 cm boyunda, üst yüzü gri yeşil, alt yüzü gümüşi renkte ve pulludur. İlkbaharda açan çan veya tüp şeklindeki çiçeklerden 1-3’ü demetler halinde bir arada bulunur. Dış kısmı gümüşi, iç kısmı sarı renktedir. Çiçekleri kokuludur. Meyveleri oval şekilde, yaklaşık 1 cm boyunda (Yaltırık ve diğ., 1993), olgunlaş- tığında kırmızı renktedir (Mamıkoğlu, 2010).

Karaçam

Karaçam, çamgiller familyasından bir çam türü. Karaçam ağaçları 35–40 m boy yapar. Yaşlı ağaçlarda gövde derin çatlaklıdır, kalın ve esmer kabukları vardır. Bu Ağaçlar bol reçineli tomurcuklar büyük, silindirik ve uçları sivri, tomurcuk pullarının kenarları kirpiklidir. Sürgün ucunda bulunan yapraklar tomurcuğa doğru yönelmiş olduğundan "çanak" görünümünde bir boşluk oluşturur. 4–8 cm uzunluğundaki iğne yapraklar koyu yeşil ve serttir.Yumurtamsı konik görünümdeki kozalakları simetrik ve yok denecek kadar kısa saplıdır. Kozalak boyu 3 cm. civarındadır.

Karaçam ağaçları daha çok kıyı bölgelerinin yukarı kesimlerinde saf ya da karışık ormanlar kurar, hatta step bölgelerine kadar sokulur. Türkiye'de 2.527.685 hektar saf karaçam ormanı bulunmaktadır. Gövdesinin ve dallarının kalınlığı, gri ve derin çatlaklı kabuğu, iğne yapraklarının koyu yeşil rengi ile diğer çam türlerinden ayrılır. Fotosentezle de hayatta kalabildiği gibi yağmur sularından da takviye alır. Çam ağaçları, birçok ahşap malzemenin yapımında kullanılır. Ayrıca gövdesinden elde edilen reçine çeşitli sektörlerde kullanılır.

Katalpa

15 m’ye kadar boylanan, kısa gövdeli, geniş tepeli, yayvan dallı bir ağaçtır. Gövde kabuğu açık kahveren - gidir. Genç sürgünleri yeşilimtırak kahverengi, tüysüz büyük gözeneklidir. Yapraklar büyük yumurta-yürek biçiminde 10-20 cm uzunluğunda genelde tam, nadiren 1-2 küçük yan lopludur. Yaprak ayasının üst yüzü açık yeşil ve çıplak, alt yüzü tüylüdür. Yapraklar ovuşturul - duğunda kötü kokar. Bu özelliği teşhisi için önemlidir. Yaprak sapları 8-16 cm uzunluğundadır. Haziran-tem - muz aylarında çiçek açar. Büyük gösterişli 3-4 cm uzun - luğundaki beyaz renkli çiçekleri 20-25 cm boyunda dik duran bileşik salkım oluştururlar. Taç boğazında bir çift sarı çizgi ve pek çok mor leke vardır. Meyvesi boru gibi 20-40 cm boyunda, 6-8 mm kalınlığında silindirik bir kapsüldür. Gençlik aşamasında yeşil olan meyve olgun - laştığında kahverengi olur ve uzunlamasına iki parça halinde açılır (Krüssmann, 1976).

Kızılçam

15-25 m boya ulaşan, düzensiz ya da düzgün gövdeler oluşturan ağaçlar - dır. Kızılçamın normal tepe oluşumundan farklı olarak bazı bireylerinde sık dallı tepe kısımları da gözlemlenmiştir. Kırmızımsı-kahverengindeki kabuk, düzgün ve derin pullar şeklinde çatlaklıdır. Sürgünleri kırmızı renktedir. İğne yapraklar (6-) 12-18 (-23) cm uzunluğunda, koyu yeşil renkli, genellikle kalın ve serttir. Kın 9-16 mm uzunluğundadır (Eckenwalder, 2009). Farjon (2010) kızılçamların iğne yapraklarının 29 cm’ye kadar çıktığını belirtmektedir. 6-11 cm uzunluğundaki kozalakları topaç biçiminde olup sapsız ya da çok kısa saplıdır. Sürgünlerde dikine veya yan durur. Olgun kozalaklar parlak kırmı - zımtırak-kahverengi, göbek büyük ve Halep çamının aksine basıktır. Birkaçı bir arada, toplu olarak bulunur (Yaltırık, 1988). Kızılçamlarda bazen, genetik olarak bazı bireylerde anormal sayıda kozalak kümelerinin oluştuğu görülür. Keskin (2003) kızılçamlarda aynı halkadaki çok sayıda kozalağın, anormal dişi çiçek gelişiminden kaynaklandığını belirtmiştir. Gelişim seyirlerini erkek çiçek olarak sürdüren bazı erkek çiçek kümelerinin, erkek çiçek pullarının açıldığı evreden sonra, dişi çiçeğe dönüştüğü saptanmıştır. Bu kozalak küm - lerindeki kozalak sayısı 24-32 arasında değişir ve normalden daha küçük ko - zalaklar oluşur (Keskin, 2003; Boydak ve diğ., 2006).

Kokarağaç

20-25 m’ye kadar boylanabilen, geniş tepeli, kışın yapraklarını doken bir ağactır. Govdesi acık renkli, duzgun ve puruzsuzdur (Yaltırık ve Efe, 2000). Uzerinde dar şeritler halinde cizgiler bulunur (Cullen,1967a). Surgunler sarımsı-kırmızı esmer renkte olup başlangıcta yumuşak tuyludur. Yaprakları bileşik (tek tuysu) olup uzun saplıdır ve 13-25 adet yaprakcık taşır. Her bir yaprakcık mızrak biciminde ve tam kenarlıdır; ancak dip tarafa doğru birkac adet yağ bezeli kaba diş bulundurur. Ust yuzleri canlı yeşil, alt yuzleri acık gri yeşildir. Cicekler kucuktur ve bunlar terminal durumlu bileşik salkım şeklinde kurullar oluşturur. Canak ve tac 5 parcalıdır. Tac yapraklar sarımsı beyaz renktedir (Yaltırık ve Efe, 2000; Kayacık, 1982). Meyve, samaradır. Teker teker bulunmaz, (2-) 3 (-5) tanesi bir araya gelerek bir kurul oluştururlar. Her bir meyve dar eliptik veya dar yumurtamsı şekilde; mordan sarıya kadar değişik renklerdedir. Tohum şişkin olup kanadın ortasından hafif yukarda yer alır (Cullen, 1967a).

Mantar Meşesi

20 m’ye kadar boylanabilen herdem yeşil ağaçlardır. Genç sürgünler sarı tüylüdür. Gövde kabukları kalın, mantarlı ve boyuna derin olukludur. Yapraklar yumurta, oval-dikdört - gen biçiminde, 3-7 cm boyunda, 1,5-4 cm eninde, uç kısmı sivri dip kısmı ise yuvarlakçadır. Kenarları 5-7 çift kısa dişli veya nadir olarak tam kenarlıdır. Üst yüzü parlak yeşil, alt yüzü gri-boz tüylü ender olarak da çıplaktır. Yaprak sapı 8-15 mm uzunluğundadır. Meyve bir yılda olgunlaşır, şekli oval, boyu 15-30 mm’dir. Kadeh yarıküre biçiminde, kısa saplıdır. Kadeh pulları uç kısımlarına doğru iplik gibi daralır ve uzar, uçları dik veya dışarıya doğru yayılmıştır (Yaltırık, 1993; Krüssmann, 1978).

Mavi Servi

20 m’ye kadar boylanabilen ince, uzun formlu ağaclardır. Govde kabukları kahverengimsi-kırmızıdır. Yapraklar, yumurtamsı ve pulsu, 2 mm kalınlığında, uzun, grimsi mavi ve salgı bezelidir. Bazen yapraklar recine salgılar. Yandığında ise hoş olmayan bir koku yayar. Kozalaklar 0,5-2 cm capında kucuk kureler şeklinde ve bir sap uzerinde kumeler halinde bulunurlar. Başlangıcta mavimsi yeşil olan kozalaklar olgunlaştığında kırmızımsı-kahverenginde,2 yılda olgunlaşır ve 6-8 adet puldan oluşur. Ağac üzerinde uzun yıllar duşmeden kalabilirler. Tohumlar ince uzundur ve dar kanatları vardır. Tur, diğer servilerden ozellikle tepesinin mavimsi renkte oluşu ve hoş olmayan kokusuyla ayrılır.

Meşe

Meşe kayıngiller (Fagaceae) familyasının Quercus cinsinden 400 kadar türü arasında yaz kış yapraklarını dökmeyenleri de bulunan, kerestesi dayanıklı orman ağaçlarının ortak adıdır. Meşelerin gövdeleri düzgün, kabukları önceleri düzgün, sonra kalın ve yırtılmış durumda olup, esmer renktedir. Kökleri yanlara ve derinlere yayılır. Yaprakları da formları gibi loplu, dişli ya da düz kenarlı olarak değişkenlik gösterebilir. Palamut adı verilen silindirik meyveleri bir kadeh içinde yer alır. Bazı türlerinin palamudu büyük ve tırnaklı olur. Ortalama ömürleri 500 yıl olan meşe ağaçları 50 yaşına gelmeden palamut vermezler.

Türkiye’de meşenin 18 türü doğal olarak kendiliğinden yetişiyor ve bazı türleri büyük ormanlar oluşturuyor. Topraklarımızda yetişen meşe ağacının çeşitleri, türleri, alt türleri ve varyeteleriyle birlikte 35’e kadar çıkıyor. Bu nedenle ülkemiz dünyanın meşe merkezlerinden biri sayılıyor.

Meşe ağacı, boya, mobilya, ev ve süs eşyaları, şarap fıçısı yapımda, dayanıklı olduğu için doğramalarda, gemi, köprü ve iskele yapımda sıklıkla kullanılır. Yakacak odun olarak da değerlendirilir. Kabuklarından yapılan çayın bağırsak ve mide rahatsızlıklarına iyi geldiği söylenir. Meşenin meyvesi palamut da boya sanayisinde kullanılır. Meyvenin içinde pelit adı verilen, dokusu kestaneye benzeyen tohumu vardır. Sert ve acı olan pelitler ise genellikle hayvan besini olarak değerlendirilir.

Palamut Meşesi

Kışın yaprağını döken 15 (-25) m’ye kadar boylanabilen, geniş tepeli, kalın dallı ağaçlardır. Genç sürgünler kalın, boz yeşilimsi sarımtırak-gri renkli ve üzerleri keçe gibi sık tüylerle örtülüdür. Tomurcukları büyük dolgun-yumurta biçiminde, köşeli, açık sarımtırak-kahverengi pullu, pulların üzeri tüylü, kenarları kirpiklidir. Uç tomurcuğun yanında birkaç ipliksi kulakçık bulunur ve dökülmez. Yapraklar şekil olarak çok değişken ama genellikle yumurtamsı veya dikdörtgen biçiminde, 5-9 cm boyunda, 3-5 cm eninde olup sürgün üzerinde hemen hemen eşit aralıklarla yer alır. Sığ veya derin 5-8 loplu, lopların ucu kılçıksı çıkıntılı, interkalar damar yoktur. Ayanın üst yüzü donuk yeşil, yıldız tüylü, alt yüzü ise grimsi-yeşil ve sık yıldız tüylerle örtülüdür. Yaprak sapı 1-3.5 cm uzunluğundadır. Meyve iki yılda olgunlaşır. Kupula şekli ve büyüklüğü bakımından çok değişkendir. Kadeh yarıküre veya kase biçiminde, 2-4 cm çapında, hemen hemen sapsızdır. Kadeh pulları (tırnaklar) çok uzun ipliksi-şeritsi, kalın ve köşeli, düz, dağınık veya geriye kıvrık olup üzeri tüylüdür, odunlaşır. Kadeh palamutun 2/3 ünü içine alır (Hedge ve Yaltırık, 1982).

Saçlı Meşe

Kışın yaprağını döken, 25-30 m’ye kadar boylanabilen geniş tepeli ağaçlardır. Yaşlı ağaçların kabukları gri-beyaz renkli, derin çatlaklıdır. Genç sürgünleri açık kahverengi veya kırmızımtırak kahverengi, çok yumuşak sık tüylüdür. Tomurcuklar 4 mm boyunda, tüylü, etrafında 1 cm boyunda çok sayıda kulakçık bulunur, kulakçıklar dökülmez, kalıcıdır. Sürgün üzerinde eşit aralıklarla dağılmış 5,5-14(-20) cm uzunluğunda, 2,5-9 cm genişliğindeki yapraklar değişik boyut ve görünüştedir. Kenarları sığ loplu, derin loplu veya tali lopçukludur. Lopların ucunda sivri dikensi kılçık bulunur. Ayanın alt yüzü soluk yeşil veya yeşilimtırak beyaz, üzeri sık yıldız tüylüdür. Üst yüzü koyu yeşil ve dağınık seyrek yıldız tüylüdür. Yaprak sapı 3-20 mm uzunluğundadır. Meyve iki yılda olgunlaşır. Kadeh yarıküre biçiminde veya geniş ağızlı, iç çapı yaklaşık 20 mm’dir. Kupulanın en fazla 8 mm boyunda kısa ve kalın bir sapı vardır. Kupula pulları ipliksi, dağınık, uca doğru yönelmiş veya geriye kıvrıktır (Hedge ve Yaltırık, 1982). Ülkemizde en geniş yayılışı olan meşe türüdür (Kasaplıgil, 1981) ve iki varyetesi saptanmıştır (Hedge ve Yaltırık, 1982). Menitsky (2005)’e göre bu varyeteler form olarak değerlendirilmelidir.

Sahil Çamı

30 m boy, 2 m çap yapabilir. Gençken piramit formlu, yaşlı iken dağınık taçlıdır. Dallar bol, yana ve aşağı yönelmiştir. İğne yaprakları ikili, parlak yeşil 10-20 cm uzunlukta sert, batıcı ve sürgün uçlarında sık demetler halindedir. kozalakları kısa saplı, geniş yumurta biçiminde ucu sivri 10-20 cm uzunlukta, 5-8 cm genişlikte, ince kırmızı, sonra yeşil, olgun halde açık kahverengidir. Genellikle 2-6 tanesi bir arada, uçları aşağı meyillidir. Odunu bol reçinelidir.

Toprak yönünden tok gözlü bir bitki olup kumullarda da yetişebilir. Gençken hızlı büyür. Yüksek nisbi neme ihtiyaç duymaz. Ancak soğuk ve sert kara iklimi olan yerlerde yetiştirilemez. Çok kötü şartlarda çalımsı gelişme gösterir.

Sarıçam

Yetişme yerine göre 20-40 m’ye kadar boylanan, narin ve silindirik gövdeli, sivri tepeli ve ince dallı ya da dolgun gövdeli, yayvan tepeli ve kalın dallı bir ağaçtır. Bazen de fakir topraklarda, kayalıklar üzerinde ve arktik bölgelerde kısa boylu ağaç, ağaççık ya da çalı halinde, bodur vaziyette bulunur. Genç gövdelerde ve yaşlı ağaçların üst kısımlarında, kalın dallarda tilki sarısı (parlak sarımsı kahverengi) rengindeki kabuk ince levhalar halinde ayrılır. Yaşlı gövdeler ise gri-kahverengi, kalın ve çatlaklıdır. 6-12 mm uzunluğundaki yumurtamsı-konik şekilli tomurcukların pulları kestane kırmızısı rengindedir, genellikle reçinesizdir, fakat kurak yetişme yerlerinde, tomurcuğun korunması için, üzerleri reçine ile örtülmüştür. Yetişme yerine göre boyları 3-8 cm arasında değişen iğne yaprakları mavi-yeşil renktedir. Uçları sivri-batıcı, kenarları ince dişlidir ve belirgin olarak kıvrıktır. Dişi kozalak saplıdır, aşağıya doğru sarkıktır. 2,5-7 cm uzunluğundaki olgun kozalak asimetriktir (çarpık), ışık gören tarafı daha fazla gelişmiştir; boz-mattır, dar yumurtamsı-konik biçimindedir; ışık alan taraftaki apofizler çıkıntılıdır, çengel gibi geriye, yani sapa doğru kıvrıktır. Tohumları 3-4 mm uzunluğunda, siyahımtrak veya koyu gri renkli ellipsoid şeklindedir; kendisinden 3-4 defa daha büyük olan kanatlar tohumu kıskaç gibi kavramışlardır (Eliçin, 1971; Kayacık, 1980; Yaltırık, 1988; Eckenwalder, 2009; Farjon, 2010; Debreczy ve Racz, 2012).

Sedir

Tomurcuk çok küçük olup, az sayıda pullarla örtülüdür. İğne yapraklar genellikle üç köşeli, yatay kesitlerinde bitişik iki adet reçine kanalı bulunmaktadır. Yapraklar uzun sürgünler üzerinde tek tek, seyrek ve dağınık olarak dizilirler. İğne yapraklar dökülmeden ağaç üzerinde 3-6 yıl kalırlar. Bir evcikli çiçekler yalnız olarak terminal halde bulunurlar. Erkek çiçekler silindirik yapıda olup 5 cm uzunluğunda, sarı renkli ve kısa sürgün üzerinde dik dururlar. Dişi çiçekler daha küçüktür. 1-1,5 cm, yeşilimsi renkte olup döllenme ilkbaharda oluşmaktadır.

Kozalak ise 26 ayda olgunlaşmaktadır. Kozalak genellikle fıçı görünümündedir. Kısa sürgün üzerinde adeta oturmuş şekildedir. Kısa ve kalın bir sapı vardır. Kozalak pulları olgunlaştığında dağılır. Tohumların büyük, üçgen biçiminde genişçe kanadı olup, tohumu tek yüzünden örtmüştür. Tohumların üzerlerinde bol sayıda reçine bezeleri vardır. Çenek sayıları 9-10'dur.

Sedirler yarı ışık ağacıdır. Nem istekleri az, sıcaklık istekleri fazladır. Yetiştirilmeleri tohumla olur.

Servi

Doğal olarak, Akdeniz bölgesinden Himalaya’lara kadar olan bölgede yetişmektedir. Yaz kış yeşildir, yaprağını dökmez. Yapraklar ilk çıkışta iğne daha sonra pul şeklindedir. Pul yapraklarda stoma çizgileri yoktur. Yapraklar orta kısımlarda reçine bezleri taşır. Servinin kendine has çok güzel bir aroması vardır. Ağaç içerisinde birçok reçine ve sakız türevi maddeler bulunur, bu maddelerin sağladığı koku çok hoştur.

Ağacın en önemli özelliklerinden birisi çok hafif olmasıdır bu yüzden tınlama uzunluğu çok fazladır. Serviler tek evciklidirler. Erkek ve dişi çiçekler farklı dallarda bulunur. Erkek çiçekler uzunca silindirik ve küçüktür. Dişi çiçekler haç şeklinde karşılıklı dizilmiş ve her birinde birçok tohum taslağı bulunan çok sayıda kozalak pullarından oluşur. Kozalakları odunsu, yuvarlak ( 1,5 – 4 cm çapında ) , 6 -12 pul ihtiva eder, her pulun altında 30 – 40 tohum bulunur. Tohumlar ikinci yıl olgunlaşır. Kozalak pulları kalkan şeklinde olup kozalağın ortasında bir noktaya bağlanır. Her bir kozalak pulunun altında çok sayıda tohum bulunur. Tohumlar sert kabukludur. Rüzgâr kıran ve yol ağaçlandırmasında rahatlıkla kullanılmaktadır.

Servi yavaş büyümekle beraber zaman içinde 30 -35 m boylanabilir. 2000 hatta 3000 yıl yaşayabilen nadir bitkilerden biridir.

Toros Sediri

35-40 m boya, 1,5-2,5 m çapa ulaşabilen dolgun gövdeli bir orman ağacıdır (Farjon, 2010; Asan, 1985). Gençlikte piramidal bir tepeye sahipken, ileri yaşlarda tepe genişleyerek düzleşir. Kabuk, koyu gri-siyahımsı kahverenginde olup genç yaşlardan itibaren çatlayarak pul pul dökülür. Hem uzun hem kısa sürgünler bulunur. İğne yapraklar (1-) 2-2,5(-3,5) cm uzunluğunda, sivri batıcı uçlu, çoğunlukla koyu yeşil, nadiren gri-yeşil veya mavimsi yeşildir (Farjon, 2010). Kısa sürgündeki yaprak sayısı 10-15’tir. Kısa sürgünler üzerinde dik duran erkek çiçek kozalakçıkları, silindirik yapıda olup, 3-5 cm boyundadır. Başlangıçta yeşil renkli olan kozalakçıklar daha sonraları sarı renge döner. Tozlaşma sonbaharda gerçekleşir. Dişi çiçek kozalakçıkları eylül ayının sonlarında oluşur. Fıçı şeklindeki kozalaklar 5,4-13,4 x 3,8-6,6 cm boyutundadır. Tam kenarlı olan kozalak pullarının dış yüzleri tüylüdür. Bol reçine bezesi bulundurun tohumlar 1,5 cm boyunda, kanat ise 2-2,5 cm uzunluğundadır (Odabaşı 1990; Yaltırık 1988) .

Yalancı Akasya

25 m’ye (-30) kadar boylanabilen bir ağactır. Gri-esmer renkli govde kabukları sac orgusu gorunumunde derin çatlaklıdır. Genc surgunler, zeytuni kahverenginde veya soluk kahverenginde; hafif zigzaglı ve koşeli; lentiselleri belirgindir. Kabukları ve genc surgunleri ozellikle atlar icin zehirlidir. Tuysu yapraklar 7-19 adet kısa saplı yaprakcıktan oluşmuştur (Krussmann, 1978; Kayacık, 1982). Her bir yaprakcık elips veya yumurta biciminde; uc kısmı coğunlukla kertikli; ust yuzu parlak ve koyu yeşil, alt yuzu soluk yeşil renkli; 25-45 mm uzunluğunda, 12-25 mm genişliğindedir. Yaprak sapının iki tarafındaki dikenler, kuvvetli surgunlerde 1-1,5 cm boya ulaşırken, cicek ve meyve taşıyan surgunler uzerinde yok denecek kadar kuculmuşlerdir (Kayacık, 1982; Chamberlain, 1970n; Yaltırık ve Efe, 2000) Yapraklar sonbaharda sararak dokulurler. Cicekleri guzel kokulu ve tac yaprakları beyaz renklidir. Her bir cicek 2 cm uzunluğunda olup bircoğu bir araya gelerek 10-20 cm uzunluğunda, salkımlar halinde kurullar oluştururlar. Cicekleri bal bakımından zengindir. Bu nedenle arıcılıkta onemli bir turdur. Bakla meyve 5-10 cm uzunluğunda, 1 cm genişliğindedir ve 3-10 adet tohum taşır (Kayacık, 1982; Krussmann, 1978). Işık ağacıdırlar. Kuvvetli kok ve kutuk surgunu verme ozelliğine sahiptir (Yaltırık ve Efe, 2000).

Zakkum

Herdem yeşil, zehirli ve 6 m’ye kadar boylanabilen oldukça dekoratif park ve bahçeler için de oldukça değerli olan bir çalıdır. Yaprak dizilişi genellikle 3’lü çevrel, dar-elips şeklinde, tam kenarlı, sivri uçlu, tabanda da daralmış ve kısa bir yaprak sapına değişmiştir. Yaprak boyu 6-30 x 1-3 cm, derimsidir. Yapraklarda orta damar çok belirgin, yan damarlar ise ince ve belirgin şekilde birbirine paraleledir. Çanak 5-7 mm, tüylüdür. Taç gül renginde, kırmızı ya da kültür formlarında kırmızından beyaza kadar değişik renklerdedir ve huni şeklindedir. 2,5-4,5 cm çapındadır. Kapsül meyve (follicles) 10-18 cm’dir. Çiçeklenme nisan-eylül aylarıdır (Stearn, 1978b).



Akkemik, Ü. (ed.). (2018). Türkiye’nin doğal-egzotik ağaç ve çalıları. Ankara: T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü.