AĞAÇLAR

Ağaçlar

Ahlat (Pyrussalicifolia Pallas)

Ahlat cinsinin ülkemizde doğal olarak yetişen 10 türe ait 18 taksonuvar. Bu taksonların 7’si endemik. Sahamızda dikimi yapılan PyrussalicifoliaPallas, ülkemizde karasal iklimin hâkim olduğu Doğu Anadolu Bölgesinde yayılış gösterir. Kurak, taşlı yamaçları seçen, kışın yaprağını döken, dikenli bir çalı veya 10 m’ye kadar boylanabilen bir ağaç olan ahlatıngenç sürgünleri ipeksi gri tüylerle kaplı olsa da ilerleyen zamanlarda çıplaklaşır. Yaprak şekli dar mızraksıdan geniş mızraksıya kadar değişiklik gösterir. Yaprağın en geniş kısmı ayanın uca yakın tarafındadır. Yaprak kenarları tam veya testere dişli;yaprak tabanı ise çarpıktır. Yaprakların iki yüzü de ipeksi gri tüylerle kaplıdır. Yapraklar sapsız veya çok kısa bir sapa sahiptir. Beyaz renkli çiçekleri ve 2-3 cm çapında küre veya armut şeklinde meyveleri vardır. Meyveleri nedeniyle bir diğer adı da “yaban armudu” olan ahlat ağacı kuraklığa dayanabilen, hem meyvesinden hem geniş gölgesinden yararlanılabilen bir ağaç olarak bilinir. Türün ülkemizde doğal yayılış gösteren 2 varyetesi bulunuyor.

Akçaağaç (Acer)

Anadolu’nun elverişli toprağı ve iklimi sayesinde akçaağaçların 11 değişik türüne rastlanır. Özellikle Karadeniz dağlarında, nemli aşağı kesimlerde rastlanan ve Akdeniz’in yükseklerindeki doğal ormanların birer parçası olan akçaağaçlar35 m’ye kadar boylanabilir. Doğu çınarı ile batı çınarının doğal bir hibridi olarak kabul edilen akçaağaca“Londra çınarı”da denir. Gövde kabukları büyük levhalar halinde dökülen bu ağacın genç sürgünleri sık kahverengi tüylüdür. Yaprakları 3-5 lobludur; ilkbaharda yeşil dokuya değişik tonların katıldığı yapraklar sarı, kırmızı ve turuncu renkleriyle kışa girerken oluşan hüznü biraz olsun dağıtabildiği için olsa gerek,park ve bahçelerde genellikle renk zengini akçaağaç seçilir. Akçağaçların küre şeklindeki meyve kurullarıçoğunlukla ikili gruplar halindebulunur. Her meyvenin uçmalarını ve uzaklara taşınmalarını sağlayan birer kanadı vardır, bu nedenle akçaağaca bazı bölgelerde “kelebek ağacı” da denir.

Akasya (Acacia)

Genellikle ağaç, zaman zaman ağaççık ya da çalı halinde olan akasyayatropik ve subtropik bölgelerde, özellikle Avustralya, Amerika, Güney Afrika ve benzeri yerlerde rastlanır; bu bölgelerde yetişen 500 kadar türü olduğu bilinir. Hızlı gelişmeleri nedeniyle ağaçlandırmada, özellikle doğal yetişme ortamları dışında ılıman iklimlere sahip olan yerlerde, örneğin Akdeniz çevresinde kumulların durdurulmasında yaygın bir şekilde kullanılırlar. Bazı türleri de süs bitkisi olarak yetiştirilir. Türkiye’de hiçbir doğal taksonu bulunmayan akasyanın birkaç türü dekoratif, süs bitkisi olarak yetiştirilirken, bazı türlerinin de özellikle son yıllarda Güney Anadolu’daki sahil kumullarının durdurulması için yapılan ağaçlandırmada kullanıldığı biliniyor. Akasyanın Türkiye’de bulunan türleri Acaciasaligna (Kıbrıs akasyası), Acaciadealbata (gümüşi akasya) ve Acaciafarnesiana (amber akasyası) şeklinde sıralanabilir.

Ardıç (Cupressaceae)

İğne yapraklı ağaç ve çalı formundaki ardıç ağacı, ancak ardıç kuşunun ardıç tohumunu yemesi ve tohumun kuşun midesindeki enzimlerle birleşmesi sonucunda, dışkısının düştüğü yerde çıkabilen bir mucize ağaçtır.Ardıç ağacına Anadolu’da Sivas, Elazığ, Siirt, Tunceli, Adıyaman, Erzurum gibi kentlerde daha sık rastlanır. Bozkırın ortasında bir yeşil alan görürseniz bilin ki ardıç ormanıdır. Anadolu uygarlıklarında ardıç ağaçlarından, çürümeye ve kurtlanmaya dayanıklı yapıları; yüksek enerjiye ve ses iletimine sahip olmaları nedeniyle konut, kuyu, sarnıç, ambar inşasında, bahçe çitlerinde, müzik aleti yapımında, demir atölyelerinde, ısınmada ve keçilerin beslenmesinde yararlanıldığı bilinir. Tohumları, pek çok hastalığın tedavisinde bitkisel ilaç; yemeklerde baharat olarak değerlendirilen ardıç ağacının kullanım alanının genişliği, ardıç ormanlarının hızla azalmasına neden oldu. Bu nedenle ardıçların tohumdan yığınsal üretiminin gerçekleştirilmesi için son yıllardaki araştırmalara hız verildi.

Dişbudak (Fraxinus)

Nemli ve sulak koşullar denince akla gelen ilk ağaçlardandır. Anadolu’nun bazı yerlerinde çok az sayıda bulunan dişbudak subasar ormanlarını oluşturan ağaçlardan biridir. Subasar ormanları dışında dere ve ırmak kenarlarında, toprağın derin olduğu verimli alanlarda ve hatta yer yer kurak alanlarda bile yetiştirilebilir. Zeytingiller familyasının Fraxinus cinsini oluşturan türüne göre en fazla 10-30 m arasında değişebilen dolgun ve düzgün gövdeli yuvarlak tepeli ağaç türlerinin ortak adı olan dişbudak, yaprak döken veya her dem yeşil olabilen ağaç ya da çalı formundadır. Anadolu ormanlarında 3 türü bulunur. Büyük ve parçalı yapraklarında her parçanın kenarı dişlidir. Yaprağın ortasında bir ana damar ve o damara dizilmiş çok sayıda yaprakçık bulunur. Meyvelerinin çoğu, sürgünlerinin üzerinde püskül gibi birarada sallanır. Tohumları, uzağa taşınabilsin diye kanatla çerçevelenmiştir. Odunları, dekoratif yapısı nedeniyle tercih edildiğinde dişbudak pek çok kez tahribata uğramış bir ağaçtır.

Erguvan (Cersis)

Akdeniz Bölgesi denince akla ilk gelen ve ilkbaharı en çok süsleyen ağaçlardandır. Uzunca bir sap üzerinde, düz kenarlı, yürek şeklinde yaprakları, sürgünler üzerine almaşık dizilimedir. Gövdesinin tümünü kaplayacak şekilde çiçekler açar. Çoğunlukla 2-10 m ye kadar boylanır. Genç sürgünler kırmızı esmer renktedir. 5-10 cm çapındaki yapraklar hemen hemen daire şeklinde ve tam kenarlıdır. Yaprağın dip tarafı yürek gibi oyuk, tepeleri ise yuvarlaktır. Her iki yüzü de tüysüzdür. Üstü koyu yeşil, alt yüzü mavimsi yeşildir. Çiçeğinin kendisine has açık pembe ile mor arası, erguvani bir rengi vardır. Geçen yıllara ait dallar üzerinde çiçeklerinin 10 tanesi biraraya gelerek kısa salkım halinde kurullar oluşturur. Çiçek açma zamanı genellikle nisan-mayıs aylarıdır. Kırmızı-kahverengindeki olgun bakla meyveler ince ve yassıdır. Bakla içinde çok sert kabuklu, mercimek gibi yassı 6 - 15 adet tohum bulunur. Erguvan, fasulye bitkisiyle aynı ailededir.

Fıstık çamı (Pinuspinea L.)

Başta Ege Bölgesi olmak üzere, yer yer Akdeniz, çok sınırlı olarak da Karadeniz Bölgesinde Bartın ve Artvin civarında küçük ormanlar oluşturur. Dünyadaki en geniş yayılış alanı Anadolu topraklarındadır. Kozalakları da tohumları da diğer çam türlerininkinden daha büyüktür. Kozalakları her yıl toplanarak çam fıstığı üretimi yapılır. Tepe kısmı küçük yaşlarda yuvarlaktır fakat büyüdüğünde kolları şemsiye şeklini aldığı için “şemsiye çamı” olarak da bilinir. Kozalağı hemen hemen küre şeklinde, pulları odunlaşmış, parlak kahverengi ve ortasında eşkenar dörtgen şeklinde bir kalınlaşma görülür. Tohumları ise büyük, kalın, siyah kabuklu ve kanatsızdır. İstanbul Boğazının eski yerlilerinden olan fıstık çamı, tohumlarından çıkarılan fıstığın Ege ve Akdeniz bölgelerinde binlerce kişinin başlıca geçim kaynağı olması nedeniyle de değerlidir.

Huş (Betula)

Huş ağacı kuzey ve ılıman kuzey bölgelerinde yetişir. Örümcek ağı gibi ince dalları ve beyaz kabuğuyla huş ağacı özellikle kışın güzel bir görüntü verir. Tüm Avrupa, Kafkasya, Doğu Anadolu, Kuzey Irak, Kuzeybatı İran ve Sibirya, salkım huşun doğal yayılış alanıdır. Türkiye'de Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu'da, Nemrut Dağı krateri içerisinde 1800-3000 metre yükseltilerde yetişir. Huş ağacının kabuğundan, yapraklarından, tomurcuklarından ve püsküllerinden infüzyon ve dekoksiyon yolu ile faydalanılır. En önemli özelliği, vücuttaki ödemi böbrekleri yormadan çözebilmesidir. Yapraklarından yapılan çay da, gut hastalığına iyi gelir.Çoğunlukla 20-25 (30) m boylarında, sarkık dallı bir ağaçtır. Gövdelerinin kar gibi beyaz ince bir kabuğu vardır. Kabuk yatay yönde geniş bantlar halinde kavlar ve dökülür. Yerini siyah bir kabuk alır. Üzerinde bol sayıda reçine bezeleri bulunur. Daha sonra bu bezeler kurur, yerlerini beyaz lekeler alır. Bu nedenle “siğilli huş” diye de bilinir.

İğde (Elaeagnusangustifolia L.)

Genel yayılışını Balkanlar, Rusya, İran ve Anadolu’da yapan tür, ülkemizde yaygın bir şekilde açık alanlarda yetiştirilir. Özellikle yol şevlerinde yaygındır.Yaklaşık 6 m’ye kadar boylanabilen, kışın yaprağını döken kısa boylu dik ağaçlardır. Sürgünleri bazen dikenlidir. Genç sürgünleri gümüşi pullu iken yaşlı sürgünleri parlak kırmızı-kahverenginde ve çıplaktır. Yaprakları mızrak şeklinde 2,5-9 cm boyunda, üst yüzü gri yeşil, alt yüzü gümüşi renkte ve pulludur. İlkbaharda açan çan veya tüp şeklindeki çiçeklerden 1-3’ü demetler halinde bir arada bulunur. Dış kısmı gümüşi, iç kısmı sarı renktedir. Çiçekleri kokuludur. Meyveleri oval şekilde, yaklaşık 1 cm boyunda olgunlaştığında kırmızı renktedir. Ülkemizde doğal yetişen iki varyetesi bulunur. En verimsiz topraklarda bile yetişebilen iğde, erozyonla mücadelede için de kullanılan bir ağaçtır.

Karaçam (PinusNigra)

Anadolu topraklarının en vefakâr ağacıdır. Kahramanmaraş ile Gümüşhane arasında bulunan ve ‘Anadolu Çaprazı’ adı verilen dağ sisteminin batısında kalan Karadeniz, Ege ve Akdeniz dağlarında ve İç Anadolu’nun stepleri dışındaki tüm dağlık kesimlerinde çok geniş yayılışa sahiptir. Çok değişik iklim koşullarında yaşayabildiği için açık alanların ağaçlandırılmasında bol bol kullanılır. Türü tanımlayan Latince ad, “nigra”, siyah, kara anlamına gelir. Bu isim büyük olasılıkla kabuklarının sarıçamdan daha koyu olmasından dolayı verilmiştir. Çünkü çoğunlukla sarıçam ve karaçam birlikte bulunurlar. 20-40 (50) m’ye kadar boylanabilen, herdem yeşil orman ağaçlarıdır. Genç yaşlardan itibaren derin çatlaklı olan kabuk, yaşlı gövdelerde kalınlaşır ve koyu gri-siyah renklerden beyazımsı bir renge döner. Sürgünleri kalın ve koyu renklidir. Karaçamları tanımak için, diğer çam türlerinde olduğu gibi kozalağına bakmak gerekir. Parlak, açık kahverengi kozalaklarının pulunun orta kısmında ince ve kısa bir diken bulunur. Kozalağın sürgüne bağlandığı sap çoğunlukla 1-2 mm’yi geçmez. Yapraklı koyu yeşil ve batıcıdır.

Katalpa (Catalpabignonioides Walter)

Ülkemizde özellikle sahil kesimindeki park ve bahçelerde, yol kenarlarında oldukça iyi gelişmiş bireyleri bulunur. 15 m’ye kadar boylanan, kısa gövdeli, geniş tepeli, yayvan dallı bir ağaçtır. Gövde kabuğu açık kahverengidir. Genç sürgünleri yeşilimtırak kahverengi, tüysüz büyük gözeneklidir. Yapraklar büyük yumurta-yürek biçiminde, 10-20 cm uzunluğunda, genelde tam, nadiren 1-2 küçük yan lopludur. Yaprak ayasının üst yüzü açık yeşil ve çıplak, alt yüzü tüylüdür. Yapraklar ovuşturulduğunda kötü kokar. Bu özelliği teşhisi için önemlidir. Yaprak sapları 8-16 cm uzunluğundadır. Haziran-temmuz aylarında çiçek açar. Büyük gösterişli 3-4 cm uzunluğundaki beyaz renkli çiçekleri 20-25 cm boyunda dik duran bileşik salkım oluştururlar. Taç boğazında bir çift sarı çizgi ve pek çok mor leke vardır. Meyvesi boru gibi 20-40 cm boyunda, 6-8 mm kalınlığında silindirik bir kapsüldür. Gençlik aşamasında yeşil olan meyve olgunlaştığında kahverengi olur ve uzunlamasına iki parka halinde açılır.

Kızılçam (Pinusbrutia)

Sıcak koşullara uyum sağlamış, kurak ve yarı kurak koşullarda yaşama özelliği kazanmış olan kızılçam, özellikle Ege ve Akdeniz sahillerinin ağacıdır. Ancak Karadeniz Bölgesindeki tüm nehir vadileri boyunca, deniz seviyesinden 400-500 metre yukarısına kadar tırmanabilirler. Kızılçam, Anadolu topraklarına çok iyi uyum sağladığı için dünyadaki en geniş yayılışı da buradadır. Kızılçamlar da diğer bütün çamlar gibi kozalaklarından tanınır. Kızıl renkli, dip kısmı simetrik, çok kısa ve kalın bir sapla sürgüne oturmuş durumda topaç gibidir. Kozalağı oluşturan pulların ortasında hafif bir çukurluk bulunur. Yaprakları ise diğer birçok çam türüne benzer, sürgünden ikili olarak çıkar. Bir kızılçama uzaktan bakıldığında üzerine konmuş yüzlerce kuş olduğu duygusuna kapılabilir insan çünkü kızılçamlar, çok sayıda kozalak ve tohum oluşturur ve kozalakların sapları sürgüne çok sıkı tutunur; bazen yıllarca ağacı bırakmaz. Bir kızılçamın üzerinde binlerce kozalak bulunabilir.

Kokarağaç/Cennet ağacı (Ailanthusaltissima (Mill.) Swingle.)

Ülkemizde birçok kentte yetiştirilmiş ve demiryolları boyunca dikilmiştir. Doğallaşmış bir türdür. Tür, aynı zamanda istilacı olup dikkatli kullanılması gereklidir. Anavatanı Çin’dir. Ancak Kuzey Yarıkürenin ılıman bölgelerinde yaygın bir şekilde yetiştirilir.20-25 m’ye kadar boylanabilen, geniş tepeli, kışın yapraklarını döken bir ağaçtır. Gövdesi açık renkli, düzgün ve pürüzsüzdür. Üzerinde dar şeritler halinde çizgiler bulunur. Sürgünler sarımsı-kırmızı esmer renkte olup başlangıçta yumuşak tüylüdür. Yaprakları bileşik (tek tüysü) olup uzun saplıdır ve 13-25 adet yaprakçık taşır. Her bir yaprakçık mızrak biçiminde ve tam kenarlıdır; ancak dip tarafa doğru birkaç adet yağ bezeli kaba diş bulundurur. Üst yüzleri canlı yeşil, alt yüzleri açık gri yeşildir. Çiçekler küçüktür ve bunlar terminal durumlu bileşik salkım şeklinde kurullar oluşturur. Çanak ve taç 5 parçalıdır. Taç yapraklar sarımsı beyaz renktedir. Meyve, samaradır. Teker teker bulunmaz, (2-) 3 (-5) tanesi bir araya gelerek bir kurul oluştururlar. Her bir meyve dar eliptik veya dar yumurtamsı şekilde; mordan sarıya kadar değişik renklerdedir.

Mantar Meşesi (Quercus suber L.)

Doğal yayılışı alanı Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’dır. Uzun yıllardır kabuğundan mantar elde etmek için vatanı dışında da yetiştirilir. Ülkemizde süs bitkisi olarak kullanılır.20 m’ye kadar boylanabilen herdem yeşil ağaçlardır. Genç sürgünler sarı tüylüdür. Gövde kabukları kalın, mantarlı ve boyuna derin olukludur. Yapraklar yumurta, oval-dikdörtgen biçiminde, 3-7 cm boyunda, 1,5-4 cm eninde, uç kısmı sivri dip kısmı ise yuvarlakçadır. Kenarları 5-7 çift kısa dişli veya nadir olarak tam kenarlıdır. Üst yüzü parlak yeşil, alt yüzü gri-boz tüylü ender olarak da çıplaktır. Yaprak sapı 8-15 mm uzunluğundadır. Meyve bir yılda olgunlaşır, şekli oval, boyu 15-30 mm’dir. Kadeh yarıküre biçiminde, kısa saplıdır. Kadeh pulları uç kısımlarına doğru iplik gibi daralır ve uzar.

Mavi Servi (CupressusarizonicaGreene)

Doğal yayılışı Arizona ve New Mexico’da 1300-2400 m yükseltileri arasındadır. Bununla birlikte türün yapay olarak oldukça geniş bir coğrafyada yayılışı vardır. Türkiye’de de park ve bahçelerdeyaygın olarak yetiştirilir.20 m’ye kadar boylanabilen ince, uzun formlu ağaçlardır. Gövde kabukları kahverengimsi-kırmızıdır. Yapraklar, yumurtamsı ve pulsu, 2 mm kalınlığında, uzun, grimsi mavi ve salgı bezelidir.Bazen yapraklar reçine salgılar. Yandığında hoş olmayan birkoku yayar. Kozalaklar 0,5-2 cm çapında küçük küreler şeklinde ve bir sap üzerinde kümeler halinde bulunurlar. Başlangıçta mavimsi yeşil olan kozalaklar olgunlaştığında kırmızımsı-kahverenginde, 2 yılda olgunlaşır ve 6-8 adet puldan oluşur. Ağaç üzerindeuzun yıllar düşmeden kalabilirler. Tohumlar ince, uzundur ve dar kanatları vardır. Tür, diğer servilerden özellikle tepesinin mavimsi renkte oluşu ve hoş olmayan kokusuyla ayrılır.

Meşe (Quercus L.)

Anadolu topraklarında 17 değişik türü doğal olarak yetişir ve bazı türleri büyük ormanlar oluşturur. Topraklarımızda yetişen meşe ağacının çeşitleri; türleri, alt türleri ve varyeteleriyle birlikte 35’tir. Bu nedenle Anadolu dünyanın sayılı meşe merkezlerinden biridir. Bu coğrafyanın en nemli bölgesinden en kurak alanlarına kadar bir ağacın yaşayabileceği her koşula uyum sağlar. Bu yayılımın sonunda meşe türlerinin sayısı artmıştır. Bugün deniz kıyısında, nemli yüksek dağlarda, kurak iç bölgelerde farklı meşe türlerine rastlamak olası. Yapraklarında yan damarlar boyunca uzanan derin girintiler görülür. Meşe olduğunu yapraklarından kolayca ayırt etmek mümkündür.

Meşe ağacı, boya, mobilya, ev ve süs eşyaları, şarap fıçısı yapımda, dayanıklı olduğu için doğramalarda, gemi, köprü ve iskele yapımda sıklıkla kullanılır. Yakacak odun olarak da değerlendirilir. Kabuklarından yapılan çayın bağırsak ve mide rahatsızlıklarına iyi geldiği söylenir. Meşenin meyvesi palamut da boya sanayisinde kullanılır. Meyvenin içinde pelit adı verilen, dokusu kestaneye benzeyen tohumu vardır. Sert ve acı olan pelitler ise genellikle hayvan besini olarak değerlendirilir.

Palamut meşesi (Quercus ithaburensisDecne. subsp. Macrolepis)

Ülkemizde Batı ve Güneybatı Anadolu, Trakya ve İç Anadolu’da yetişir. 50-1700 m yükseltiler arasında seyrek, dağınık park görünümünde saf bükler kurduğu gibi diğer meşe türleri ile karışıklığa girer.Kışın yaprağını döken, 15 (-25) m’ye kadar boylanabilen, geniş tepeli, kalın dallı ağaçlardır. Genç sürgünler kalın, boz yeşilimsi sarımtırak-gri renkli ve üzerleri keçe gibi sık tüylerle örtülüdür. Tomurcukları büyük dolgun-yumurta biçiminde, köşeli, açık sarımtırak-kahverengi pullu, pulların üzeri tüylü, kenarları kirpiklidir. Uç tomurcuğun yanında birkaç ipliksi kulakçık bulunur ve dökülmez. Yapraklar şekil olarak çok değişkendir ama genellikle yumurtamsı veya dikdörtgen biçiminde olup sürgün üzerinde hemen hemen eşit aralıklarla yer alır. Meyvesi iki yılda olgunlaşır.

Saçlı meşe (Quercus cerris L.)

Ülkemizde çok geniş bir yayılışı vardır. Genel coğrafi yayılışı Güney Avrupa ve Türkiye’dir. Ülkemizde Kuzeydoğu ve Doğu Anadolu dışında geniş bir yayılışa sahiptir ve ülkemizde en geniş yayılışı olan meşe türüdür.Kışın yaprağını döken, 25-30 m’ye kadar boylanabilen geniş tepeli bir ağaçtır. Meyvesi iki yılda bir olgunlaşır. Yaşlı olanlarının kabukları gri-beyaz renkli, derin çatlaklıdır. Genç sürgünleri açık kahverengi veya kırmızımtırak kahverengi, çok yumuşak sık tüylüdür. Adını, bu sık tüylerinden alır. Tomurcukları 4 mm boyundadır ve etrafında çok sayıda kulakçık bulunur. Sürgün üzerinde eşit aralıklarla dağılmış yaprakları değişik boyut ve görünüştedir.

Sahil çamı (PinuspinasterAiton.)

Türkiye’de sahil ağaçlandırmalarında sıklıkla kullanılan sahil çamı, 30-40 m ye kadar boylanabilen bir ağaçtır.Düzgün gövdeli ve kalın kabukludur. Yaşlandıkça tepe formu genellikle daha geniş olur ve bozulur. Sürgünleri kalın, kaba ve sarımsı kahverengidir. Tomurcuklar büyük, silindirik oval şekillidir. Pulları kırmızı kahverengidir. Uç kısımlarında uzunca bir bölüm serbesttir. Yaprakları uzun 12-25 cm boyunda, bir kısa sürgünden çıkan yaprak sayısı 2 ya da bazen 3, kın boyu 2 cm’dir. Yaprak kalınlığı 2-2,2 mm, kalın ve kenarları dişlidir. Kozalakları büyük ve kısa saplıdır. Kozalakları genellikle aşağıya dönüktür. Kapalıyken genellikle 4-6 cm genişliğindedir. Karpelleri sert, odunlaşmış ve özellikle yan pervazları belirgin şekilde keskindir.

Sarıçam (Pinussylvestris L.)

Bu çam türü dünyanın en yaygın ağaçlarından biridir. Rusya’nın soğuk kuzey bölgelerinden Avrupa’nın önemli bir bölümüne ve Anadolu’nun tüm kuzey dağlarına kadar geniş bir alanda ve farklı iklim özellikleri altında yaşar. Sahil kesimlerinde kızılçamlar, daha yükseklerde karaçamlar, en yükseklerde de sarıçamlar büyük ormanlar kurar. 2600 metre yüksekliğe kadar çıktığı görülür. Sarıçamları tanımak diğer türleri tanımaktan çok daha kolaydır. Gövdenin üst kesimlerinde, parlak açık kahverengi kabuklarıyla diğer türlerinden hemen ayıt edilir. Yaprakları diğer çamlardan daha kısa, kozalakları daha küçük, düzgün değil, kısa ve aşağıya dönüktür.

Sedir (Cedrus)

Sedirler yarı ışık ağacıdır. Nem istekleri az, sıcaklık istekleri fazladır. Yetiştirilmeleri tohumla olur.Tomurcuk çok küçük olup, az sayıda pullarla örtülüdür. İğne yapraklar genellikle üç köşeli, yatay kesitlerinde bitişik iki adet reçine kanalı bulunmaktadır. Yapraklar uzun sürgünler üzerinde tek tek, seyrek ve dağınık olarak dizilirler. İğne yapraklar dökülmeden ağaç üzerinde 3-6 yıl kalırlar. Sert ve dayanıklı gövdesi nedeniyle tarih boyunca sarayların, mabetlerin ve gemilerin yapımında özellikle tercih edildiği için tahribata uğramış olan sedir, kayalık ve dik yamaçları sever. Milyonlarca yıl önce yaşadığı Trakya ve Karadeniz Bölgesini değişen koşullar nedeniyle terk eden sedirin üzerindeki kozalaklar, 26 ayda olgunlaşır. Olgunlaştığında tohum, üzerindeki pullarla birlikte dağılarak dökülür ve yayılır.

Servi (Cupressus)

Anadolu’nun güney bölgelerinde, sıcak ortamda yaşarlar. Doğal olarak Antalya-Serik ve Manavgat çevrelerinde yaşamlarını sürdürürler. Düzgün, dar ve uzun gövdeleriyle en çok mezarlıklarda boy gösterirler. Odunu çok sağlam olduğu için uzun yıllar sandık yapımında kullanılan sedir, halk arasında “güve girmez servi sandıkları” diye ün yapmıştır. Uzun boyu, koyu yeşil sürgünleri, düzgün ve dar tepesiyle uzaktan dahi kolayca tanınır. Yaprakları oldukça kısadır. Sürgünlere sıkı bir şekilde yapışıktırlar ve boyları 1-2 mm kadardır. Sürgünleri yuvarlak ya da dört köşelidir. 3-4 cm çapındaki kozalakları olgunlaştığında dağılmaz, tohumları dışarı atar. Servi yavaş büyümekle birlikte zaman izinde 30-35 m boylanabilir; 2000, hatta 3000 yıl yaşayabilir. Rüzgâr kıran olarak bilinen servi, yol ağaçlandırmasında da kullanılır.

Toros Sediri (Cedruslibani)

Dünya üzerinde kalan dört türünden biri olan, adını da üzerinde yaşadığı Toros dağlarından alan Toros sediri, Akdeniz dağlarının görkemine yaraşır bir ağaçtır. Açık yeşil ve mavimsi yeşil renkleriyle dağların yüksek kesimlerini kaplar. Çoğunlukla kayalık ve dik yamaçlarda yaşarlar. Küçücük fıçıcıklar şeklinde dik duran kozalakları vardır. Kozalakları çoğalmalarını sağlayan tohumlarını taşıyan yapılarıdır. Dük duran kozalaklar tohumların etrafa saçılmasını güçleştirse de kozalak olgunlaştıkça tohum, onu taşıyan örtüyle (pulla) birlikte dökülür. Toros sedirini, kozalağının üzerindeki ipeksi tüylerle kaplı pulları ele verir.

Yalancı Akasya (Robiniapseudo-acacia L.)

Anavatanı Kuzey Amerika’nın doğu sahilleridir. İlk kez Fransa’ya getirilmiş, daha sonra tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Birçok Avrupa ülkesinde süs bitkisi ve orman ağacı olarak yetiştirilir. İstilacıdır. Ülkemizde yol kenarlarında, okul bahçelerinde, kışlalarda, tren istasyonlarında, köy ağaçlandırmalarında yaygın olarak kullanılmıştır. Hatta demiryollarında kullanılmış olması nedeniyle Anadolu’da “Cumhuriyet ağacı” olarak da bilinir. 25 m’ye kadar boylanabilen yalancı akasyanın gri-esmer gövde kabuğu derin çatlaklıdır. Kabukları ve genç sürgünleri özellikle atlar için zehirlidir. Çiçekleri güzel kokulu ve taç yaprakları beyaz renklidir. Biraraya gelerek salkımlar halinde kurullar oluşturan çiçekleri bal bakımından zengin olduğu için yalancı akasya arıcılıkta önemli bir türdür. Işık ağacıdırlar; kuvvetli kök ve kütük sürgünü verirler.

Zakkum (Neriumoleander L.)

Akdeniz çevresinin bir türüdür. Ülkemizde Manisa, Çanakkale, Balıkesir, Muğla, Denizli, Aydın, Antalya, Mersin, Adana, Hatay, Adıyaman illerinde doğal yayılış göstermektedir.Herdem yeşil, zehirli ve 6 m’ye kadar boylanabilen dekoratif, park ve bahçeler için de oldukça değerli olan bir çalıdır. Yaprak dizilişi genellikle 3’lü çevrel, dar-elips şeklinde, tam kenarlı, sivri uçlu, tabanda daralmış şekildedir. Yaprak boyu 6-30 x 1-3 cm, derimsidir. Yapraklarda orta damar çok belirgin, yan damarlar ise ince ve belirgin şekilde birbirine paraleledir. Çanak 5-7 mm, tüylüdür. Taç gül renginde, kırmızı ya da kültür formlarında kırmızından beyaza kadar değişik renklerdedir ve huni şeklindedir.Kapsül meyve (follicles) 10-18 cm’dir. Çiçeklenme nisan-eylül aylarıdır.



Akkemik, Ü. (ed.). (2018). Türkiye’nin doğal-egzotik ağaç ve çalıları. Ankara: T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü.