AĞAÇLAR

Ağaçlar

Akasya

Çok değişik biçimleri bulunan akasyanın çiçekleri genellikle sarı, bazen beyaz ya da kırmızı renkte, başak ya da toparlak baş biçimindedir; erkek organlar çok sayıda ve çıkıntılıdır. Meyve baklamsıdır. Yapraklar, kimisinde tüysü bileşik, kimisinde, özellikle Avustralya'da yetişen türlerin çoğunda yeşil lam halinde yaprak sapı biçimindedir; bu da onlarda terlemeyi önemli ölçüde azaltır. Acaciaheterophylla türündeyse bu özelliklerin tümünün bir arada görülür.

Birçok akasya türü (en başta A.decurrens, gümüşi akasya (A. dealbata), A.baileyana, A.longifolia) bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir.

"Kadıhindi" denen bir madde, Çin'de ve Birmanya'da A.catechunun odununun suda kaynatılmasıyla hazırlanır. Kadıhindi deri sepelemesinde, kumaş boyamada ve tıpta kullanılır. Akasyanın bazı türleri ise, özellikle A.arabica ve A.senegal, hücre erimesiyle oluşan ve halk arasında "arap zamkı" adıyla anılan bir zamk verir. Tanen bakımından zengin olan akasya kabukları dericilikte kullanılır. Akasyanın Afrika'nın Sahel ve Sudan - Sahel bölgelerinde yetişen bazı türlerinin yaprakları ve badıçları geviş getiren hayvanlarca yenir. İki akasya türünde karınca toplulukları barınır.

Ardıç

Ardıç, servigiller (Cupressaceae) familyasından Juniperus cinsine ait iğne yapraklı ağaç ve çalı formundaki taksonların ortak adıdır. Ardıç ağacı; ancak ardıç kuşunun - ardıç tohumunu yemesi ve tohumun kuşun midesindeki enzimlerle birleşmesi sonucunda, dışkısının düştüğü yerde çıkabilen  bir mucize ağaçtır.

Ardıç ağacının kutsallığı Anadolu’da Sivas, Elazığ, Siirt, Tunceli, Adıyaman, Erzurum gibi illerde çok daha değerlidir. Bozkırın ortasında bir yeşil alan görürseniz bilin ki ardıç ormanıdır. Ardıca verilen değer Anadolu’ya verilen değerle eşdeğerdir.

Anadolu uygarlıklarında ardıç ağaçları, çürümeye,  kurtlanmaya, suya dayanıklılığı, yüksek enerjiye ve ses iletimine sahip olmaları nedeniyle, konut, kuyu, sarnıç, ambar inşasında, bahçe çitlerinde, müzik aleti yapımında, demir atölyelerinde, ısınmada ve keçilerin beslenmesinde kullanılmıştır. Ayrıca, ardıç tohumları pek çok hastalığın tedavisinde bitkisel ilaç olarak ve yemeklere koku ve tat vermek amacıyla kullanılır. Kullanım alanının genişliği, ardıç ormanlarının hızla azalmasına neden olmuştur. Bu nedenle ardıçların tohumdan yığınsal üretiminin gerçekleştirilmesi için son yıllardaki araştırmalar artmıştır.

Dişbudak

Dişbudak, zeytingiller familyasının Fraxinus cinsini oluşturan türüne göre maksimum boyu 10-30 m arasında değişebilen dolgun ve düzgün gövdeli yuvarlak tepeli ağaç türlerinin ortak adı. Genellikle sulak ya da derin toprağa sahip yerlerde bulunurlar. Yaprak döken veya bazen herdem yeşil ağaç veya çalı formunda olabilirler.

Yaprak: Tek tüysü yapraklar karşılıklı veya bazen dalların ucunda sarmal dizilişlidir. Yaprak ve yaprakçık sapı tabanı çoğu kez kalınlaşmıştır.

Çiçek: Bileşik salkımlı çiçek kurulu uçta veya sürgünün ucundaki koltuktan ya da önceki yılın yan sürgünlerinden gelişir. Brahteler ince uzun mızraksı olup geçicidir veya bulunmaz. Küçük çiçekler, erdişi, bir eşeyli veya çok eşeylidir. Kaliks 4 dişli veya düzensiz loplu bazende bulunmaz. Korolla beyaz sarımsı 4 loplu, dip kısmı bölünmüştür veya bulunmaz. 2 stamenkorollanın dibine gömülmüştür. İplikçikler kısa olup çiçekler tam olarak açılınca dışarıya çıkar.

Meyve: Tohumlu taslağı 2 yumurtalık gözlü sarkıktır. Boyuncuk kısa; tepecik 2 yarıklıdır. Meyve uçtaki kanadı uzamış bir kanatlı meyvedir. (samara) Tohumlar genellikle tekli yumurtamsı-dikdörtgen biçimindedir.

Fıstık Çamı

Gençken yuvarlak, yaşlı halde dağınık şemsiye gibi bir yapıya sahiptir. Gençken kuvvetli büyür. 20-25 m. boy yapar. Düzgün bir gövdeye ve bu gövdeden dik olarak çıkan yatay duruluş dallara sahiptir. İğne yaprakları parlak açık yeşil renkli, 10-20 cm uzunlukta ve uç kısmı sivridir. kozalakları kestane renginde, yumurtamsı veya yuvarlak 10-15 cm uzunluk, 6-10 cm genişlikte, çok kısa saplı ve genellikle reçinelidir. Tek veya iki tanesi karşılıklı dizilmiştir. Tohumları sert, soluk kırmızı, uzunca ters yumurta biçiminde, oldukça büyük ve 3. yıl da olgunlaşır.

Toprak istekleri bakımından çok seçici olmaza da geçirgen kumlu,gevşek toprakları severler. Işık ağacı olup gençlikte hızlı büyür ve derine giden kazık kök sistemine sahiptir. Ağrılıkla 0-900 m aralığında Başta Ege Bölgesi olmak üzere Marmara, Akdeniz bölgelerinde geniş yayılış gösterir. Rutubet isteği fazladır. Özellikle Temmuz-Ağustos aylarında su açığı olmamalıdır. Kısa süreli donlara karşı dayanıklı olmasına rağmen etkilenir. Atmosforik kirliliğe ve yeraltı sularındaki tuzlulaşmaya karşı duyarlıdır. Yangın sonrası sürgün verme kapasitesi yüksektir.

Huş

Huş, huşgiller (Betulaceae) familyasının Betula cinsinden ağaç veya ağaççıklara verilen addır. Anadolu’nun bizlere sunduğu doğal zenginliklerden biri de huş ağacıdır. Huş ağacı kuzey ve ılıman kuzey bölgelerinde yetişir. Örümcek ağı gibi ince dalları ve beyaz kabuğuyla huş ağacı özellikle kışın güzel bir görüntü verir. Tüm Avrupa, Kafkasya, Doğu Anadolu, Kuzey Irak, Kuzeybatı İran ve Sibirya, salkım huşun doğal yayılış alanıdır. Türkiye'de Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu'da, Nemrut Dağı krateri içerisinde, Tunceli, Ovacık, Munzur Vadisi, Artvin, Ardanuç, Erzincan, Erzurum, Muş, Gümüşhane ve Kars dolaylarında 1.800-3.000 metre yükseltilerde yetişir. Anadolulu şairimiz Cahit Koytak’ın “Huş Ağacı Hakkında Bilgi Topluyorum” isimli bir şiiri bulunur.

Huş ağacının kabuğundan, yapraklarından, tomurcuklarından ve püsküllerinden infüzyon ve dekoksiyon yolu ile faydalanılır. En önemli özelliği, bedendeki sıvı birikimlerini (ödemleri) böbrekleri yormadan veya tahriş etmeden çözebilmesidir. Geleneksel olarak vücut sıvı dengesini korumak, ağrı ve acıları gidermek amacıyla kullanılır. Yapraklarından yapılan çay da, gut hastalığına iyi gelir.

Karaçam

Karaçam, çamgiller familyasından bir çam türü. Karaçam ağaçları 35–40 m boy yapar. Yaşlı ağaçlarda gövde derin çatlaklıdır, kalın ve esmer kabukları vardır. Bu Ağaçlar bol reçineli tomurcuklar büyük, silindirik ve uçları sivri, tomurcuk pullarının kenarları kirpiklidir. Sürgün ucunda bulunan yapraklar tomurcuğa doğru yönelmiş olduğundan "çanak" görünümünde bir boşluk oluşturur. 4–8 cm uzunluğundaki iğne yapraklar koyu yeşil ve serttir.Yumurtamsı konik görünümdeki kozalakları simetrik ve yok denecek kadar kısa saplıdır. Kozalak boyu 3 cm. civarındadır.

Karaçam ağaçları daha çok kıyı bölgelerinin yukarı kesimlerinde saf ya da karışık ormanlar kurar, hatta step bölgelerine kadar sokulur. Türkiye'de 2.527.685 hektar saf karaçam ormanı bulunmaktadır. Gövdesinin ve dallarının kalınlığı, gri ve derin çatlaklı kabuğu, iğne yapraklarının koyu yeşil rengi ile diğer çam türlerinden ayrılır. Fotosentezle de hayatta kalabildiği gibi yağmur sularından da takviye alır. Çam ağaçları, birçok ahşap malzemenin yapımında kullanılır. Ayrıca gövdesinden elde edilen reçine çeşitli sektörlerde kullanılır.

Meşe

Meşe kayıngiller (Fagaceae) familyasının Quercus cinsinden 400 kadar türü arasında yaz kış yapraklarını dökmeyenleri de bulunan, kerestesi dayanıklı orman ağaçlarının ortak adıdır. Meşelerin gövdeleri düzgün, kabukları önceleri düzgün, sonra kalın ve yırtılmış durumda olup, esmer renktedir. Kökleri yanlara ve derinlere yayılır. Yaprakları da formları gibi loplu, dişli ya da düz kenarlı olarak değişkenlik gösterebilir. Palamut adı verilen silindirik meyveleri bir kadeh içinde yer alır. Bazı türlerinin palamudu büyük ve tırnaklı olur. Ortalama ömürleri 500 yıl olan meşe ağaçları 50 yaşına gelmeden palamut vermezler.

Türkiye’de meşenin 18 türü doğal olarak kendiliğinden yetişiyor ve bazı türleri büyük ormanlar oluşturuyor. Topraklarımızda yetişen meşe ağacının çeşitleri, türleri, alt türleri ve varyeteleriyle birlikte 35’e kadar çıkıyor. Bu nedenle ülkemiz dünyanın meşe merkezlerinden biri sayılıyor.

Meşe ağacı, boya, mobilya, ev ve süs eşyaları, şarap fıçısı yapımda, dayanıklı olduğu için doğramalarda, gemi, köprü ve iskele yapımda sıklıkla kullanılır. Yakacak odun olarak da değerlendirilir. Kabuklarından yapılan çayın bağırsak ve mide rahatsızlıklarına iyi geldiği söylenir. Meşenin meyvesi palamut da boya sanayisinde kullanılır. Meyvenin içinde pelit adı verilen, dokusu kestaneye benzeyen tohumu vardır. Sert ve acı olan pelitler ise genellikle hayvan besini olarak değerlendirilir.

Sahil Çamı

30 m boy, 2 m çap yapabilir. Gençken piramit formlu, yaşlı iken dağınık taçlıdır. Dallar bol, yana ve aşağı yönelmiştir. İğne yaprakları ikili, parlak yeşil 10-20 cm uzunlukta sert, batıcı ve sürgün uçlarında sık demetler halindedir. kozalakları kısa saplı, geniş yumurta biçiminde ucu sivri 10-20 cm uzunlukta, 5-8 cm genişlikte, ince kırmızı, sonra yeşil, olgun halde açık kahverengidir. Genellikle 2-6 tanesi bir arada, uçları aşağı meyillidir. Odunu bol reçinelidir.

Toprak yönünden tok gözlü bir bitki olup kumullarda da yetişebilir. Gençken hızlı büyür. Yüksek nisbi neme ihtiyaç duymaz. Ancak soğuk ve sert kara iklimi olan yerlerde yetiştirilemez. Çok kötü şartlarda çalımsı gelişme gösterir.

Sedir

Tomurcuk çok küçük olup, az sayıda pullarla örtülüdür. İğne yapraklar genellikle üç köşeli, yatay kesitlerinde bitişik iki adet reçine kanalı bulunmaktadır. Yapraklar uzun sürgünler üzerinde tek tek, seyrek ve dağınık olarak dizilirler. İğne yapraklar dökülmeden ağaç üzerinde 3-6 yıl kalırlar. Bir evcikli çiçekler yalnız olarak terminal halde bulunurlar. Erkek çiçekler silindirik yapıda olup 5 cm uzunluğunda, sarı renkli ve kısa sürgün üzerinde dik dururlar. Dişi çiçekler daha küçüktür. 1-1,5 cm, yeşilimsi renkte olup döllenme ilkbaharda oluşmaktadır.

Kozalak ise 26 ayda olgunlaşmaktadır. Kozalak genellikle fıçı görünümündedir. Kısa sürgün üzerinde adeta oturmuş şekildedir. Kısa ve kalın bir sapı vardır. Kozalak pulları olgunlaştığında dağılır. Tohumların büyük, üçgen biçiminde genişçe kanadı olup, tohumu tek yüzünden örtmüştür. Tohumların üzerlerinde bol sayıda reçine bezeleri vardır. Çenek sayıları 9-10'dur.

Sedirler yarı ışık ağacıdır. Nem istekleri az, sıcaklık istekleri fazladır. Yetiştirilmeleri tohumla olur.

Servi

Doğal olarak, Akdeniz bölgesinden Himalaya’lara kadar olan bölgede yetişmektedir. Yaz kış yeşildir, yaprağını dökmez. Yapraklar ilk çıkışta iğne daha sonra pul şeklindedir. Pul yapraklarda stoma çizgileri yoktur. Yapraklar orta kısımlarda reçine bezleri taşır. Servinin kendine has çok güzel bir aroması vardır. Ağaç içerisinde birçok reçine ve sakız türevi maddeler bulunur, bu maddelerin sağladığı koku çok hoştur.

Ağacın en önemli özelliklerinden birisi çok hafif olmasıdır bu yüzden tınlama uzunluğu çok fazladır. Serviler tek evciklidirler. Erkek ve dişi çiçekler farklı dallarda bulunur. Erkek çiçekler uzunca silindirik ve küçüktür. Dişi çiçekler haç şeklinde karşılıklı dizilmiş ve her birinde birçok tohum taslağı bulunan çok sayıda kozalak pullarından oluşur. Kozalakları odunsu, yuvarlak ( 1,5 – 4 cm çapında ) , 6 -12 pul ihtiva eder, her pulun altında 30 – 40 tohum bulunur. Tohumlar ikinci yıl olgunlaşır. Kozalak pulları kalkan şeklinde olup kozalağın ortasında bir noktaya bağlanır. Her bir kozalak pulunun altında çok sayıda tohum bulunur. Tohumlar sert kabukludur. Rüzgâr kıran ve yol ağaçlandırmasında rahatlıkla kullanılmaktadır.

Servi yavaş büyümekle beraber zaman içinde 30 -35 m boylanabilir. 2000 hatta 3000 yıl yaşayabilen nadir bitkilerden biridir.